Tur Programı
Eyüp’ten Fener’e uzanan bu yürüyüşte İstanbul’u gezmiyoruz…
İstanbul’u okuyoruz.
Eyüp Sultan’da manevî merkezle başlayan yolculuk, Pierre Loti’den Haliç’in katmanlı manzarasına açılıyor; Ayvansaray’da surlar ve saraylar üzerinden Bizans mirasını, Balat’ta gündelik hayatın çokkültürlü izlerini, Fener’de ise Ortodoks dünyasının kalbini görünür kılıyor.
Bu tur, İstanbul’u yalnızca gezilen bir şehir olarak değil; okunan, çözümlenen ve hissedilen bir tarih mekânı olarak ele alıyor.
EYÜP’TEN FENER’E & TARİHİ YARIMADA
20 MART 2026 CUMA : 22.OO da hareket ve gece yolculuğu.
21 MART : EYÜP-FENER-AVANSARAY-BALAT
Turumuza, İstanbul’un fethinin ardından şekillenen en önemli manevî merkezlerden biri olan Eyüp Sultan’da başlıyoruz. Hz. Muhammed’in sancaktarı Ebu Eyyûb el-Ensârî’nin burada medfun olması, bölgeyi Osmanlı şehir kültürü ve inanç dünyasında ayrıcalıklı bir konuma taşımıştır. Fetih sonrasında inşa edilen Eyüp Sultan Camii ve Türbesi, yalnızca bir ibadet mekânı değil; Osmanlı padişahlarının tahta çıkışlarında kılıç kuşandığı, cülûs törenlerinin gerçekleştirildiği ve devletin meşruiyetinin sembolik olarak pekiştirildiği bir merkez olmuştur. Bu törenler sırasında kullanılan cülûs yolu, Eyüp’ü saray ile manevî otorite arasında bağlayan anlamlı bir güzergâh olarak öne çıkar.
Külliye çevresinde yer alan Mihrişah Valide Sultan Külliyesi, Osmanlı’da kadın baniliğinin ve sosyal hayır anlayışının güçlü örneklerinden biridir. Eyüp ve çevresi, aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman’dan III. Murad’a kadar birçok Osmanlı padişahına sadrazamlık yapmış olan Sokullu Mehmed Paşa gibi devlet adamlarının isimleriyle de anılan, Osmanlı yönetim geleneğinin güçlü izlerini taşıyan bir bölgedir.
Eyüp’ten yukarı doğru yükselirken, İstanbul’un en karakteristik seyir noktalarından biri olan Pierre Loti Tepesi’ne ulaşıyoruz. Fransız yazar Pierre Loti’nin gözünden İstanbul; hüzün, sessizlik ve Doğu romantizmiyle tarif edilir. Buradan Haliç’e baktığımızda ise yalnızca bir manzara değil; Bizans’tan Osmanlı’ya, tersanelerden mahallelere uzanan çok katmanlı bir şehir tarihi görürüz. Servilerle çevrili bu peyzaj, ölüm, doğa ve şehir arasındaki dengeyi görsel olarak da hissettirir.
Turumuzun ikinci bölümünde Ayvansaray – Balat – Fener hattına geçiyoruz. Bu hat, İstanbul’un tarihsel sürekliliğini Bizans’tan Osmanlı’ya ve modern kente uzanan bir çizgi üzerinde okumamıza imkân tanır.
Ayvansaray, Bizans kara surlarının Haliç’e ulaştığı stratejik bir sınır bölgesidir. Tekfur Sarayı ve Blakhernai Surları, İstanbul’un Roma-Bizans mirasını somut biçimde günümüze taşıyan yapılardır. Bu bölgede şehir; savunma, iktidar ve yerleşim ilişkileri üzerinden okunur. Osmanlı döneminde de yaşamın devam ettiği Ayvansaray, iki imparatorluk arasında kesintiden çok sürekliliği işaret eder.
Ayvansaray’dan Balat’a ilerlediğimizde anlatımız anıtsal yapılardan gündelik hayata yönelir. Balat, Yahudi, Rum ve Müslüman toplulukların yüzyıllar boyunca iç içe yaşadığı çok kültürlü bir mahalle dokusunu günümüze taşır. Ahrida ve Yanbol Sinagogları, Sefarad Yahudilerinin İstanbul’daki varlığını simgelerken; Ferruh Kethüda ve Tahta Minare camileri Osmanlı mahalle düzeninin merkezî unsurlarıdır. Dar sokaklar, cumbalı evler ve taş-ahşap mimari, bize büyük siyasal anlatılardan ziyade yaşanan tarihin izlerini sunar.
Turumuzun son durağı Fener’dir. Ortodoks dünyasının ruhani merkezi olan Rum Patrikhanesi, İstanbul’un fethinden sonra da varlığını sürdüren nadir kurumlardan biridir. Aya Yorgi Kilisesi, mimarî sadeliğine rağmen taşıdığı tarihsel ve sembolik ağırlıkla dikkat çeker. Yakınındaki Fener Rum Lisesi (Kırmızı Mektep) ise 19. yüzyıl Osmanlısında gayrimüslim cemaatlerin eğitim anlayışını ve mimarî temsil gücünü yansıtan anıtsal bir yapıdır.
Bu tur, İstanbul’u yalnızca gezilen bir şehir olarak değil; okunan, çözümlenen ve hissedilen çok katmanlı bir tarih mekânı olarak ele almayı amaçlar.
22 MART : TARİHİ YARIMADA
Topkapı Sarayı-Ayasofya- Sultanahmet Camii- Yerebatan Sarnıcı ve daha fazlası
Turumuzun ikinci gününde İstanbul’un tarih sahnesine yön veren Sultanahmet ve çevresini adım adım keşfediyoruz. Güne, Osmanlı’nın Lale Devri estetiğini yansıtan III. Ahmet Çeşmesi ile başlıyoruz. Su mimarisinin en zarif örneklerinden biri olan bu yapı, aynı zamanda Topkapı Sarayı’nın simgesel girişlerinden biridir.
Ardından Topkapı Sarayı’na geçerek yaklaşık dört yüzyıl boyunca Osmanlı Devleti’nin idare merkezi olan bu ihtişamlı yapıyı geziyoruz. Sarayın avluları, kutsal emanetleri ve devlet yönetimine dair mekânları, imparatorluğun gücünü ve saray yaşamını gözler önüne serer.
Topkapı’dan sonra rotamızı Bizans’ın başyapıtı, Osmanlı’nın mirası Ayasofya Camii’ne çeviriyoruz. Mimari ölçekte bir devrim olan Ayasofya, farklı dönemlerin izlerini aynı çatı altında barındırmasıyla İstanbul’un çok katmanlı tarihini en iyi anlatan yapılardan biridir.
Gezimize yerin altındaki gizemli dünya ile devam ediyoruz: Yerebatan Sarnıcı. Sütunları, Medusa başları ve atmosferiyle Bizans su mühendisliğinin etkileyici bir örneğini görüyoruz. Hemen ardından Roma döneminden günümüze ulaşan Million Taşı, yani “dünyanın sıfır noktası”nı ziyaret ediyoruz.
Sultanahmet Meydanı’nda ilerlerken Firuz Ağa Camii, Dikili Taş (Obelisk) ve meydanın tarihsel dokusu eşliğinde Roma, Bizans ve Osmanlı’nın aynı alanda nasıl iç içe geçtiğine tanıklık ediyoruz. Meydanın simgesi Sultanahmet Camii, altı minaresi ve mavi çinileriyle gezimizin en etkileyici duraklarından biri oluyor.
Günün son kara turu durağı olarak Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ni ziyaret ediyor, İslam sanatının farklı coğrafyalardan gelen seçkin örneklerini yakından inceliyoruz.
Kara turunun ardından İstanbul’u bu kez denizden selamlıyoruz. Boğaz Turu ile saraylar, yalılar ve iki kıtayı birleştiren eşsiz manzara eşliğinde günü tamamlıyoruz. Tarih, mimari ve doğanın buluştuğu bu yolculuk, İstanbul’un neden benzersiz olduğunu bir kez daha hissettiriyor. Ziyaretler sonrası İzmir'e dönüş yolculuğu..

Tarihler
20-22 Mart 2026 Bayramda İstanbul’un Satır Aralarında - Tarihçi Dr. Ahmet Çandır anlatımıyla
2 Gece – 2 Gün Manevî merkezler, surlar, mahalleler ve Haliç’in hafızası aynı rotada.
Ücret Tablosu
| İki Kişilik Odada Kişi Başı | 7,600.00 TL |
| Tek Kişilik Odada Kişi Başı | 9,400.00 TL |
Hizmetler
Dahil Olanlar
- Turizm belgeli ve konforlu araçlarla ulaşım - Rehberlik ve danışmalık hizmeti- Hampton by Hilton İstanbul Old City Hotel - 4* Raymond Hotel vb. otelde 1 gece konaklama - 1 sabah kahvaltısı - Program dahilinde belirtilen tüm geziler- Mesleki sorumluluk ve seyahat sağlık sigortası - Tüm katılımcılar için head set
Hariç Olanlar
- Müze ve ören yeri giriş ücretleri - Öğle ve akşam yemekleri - Boğaz turu
Notlar
- Müze kartı bulundurmanızı öneriyoruz.Araç büyüklüğü katılımcı sayısına göre değişiklik gösterebilir.


